🎃 Korkmayı Sevmek: Cadılar Bayramı ve Kendi Karanlığımızla Oyun Oynamak

20251027 132229 0000.png



Korkuyla tanışmamız çocuklukta başlar.
Bir gölgenin hareketi, dolaptan gelen çıtırtı, annenin “yaramazlık yaparsan canavar gelir” sözü… Çocuk zihni, görünmeyenle doludur. Bu hayal gücü, aynı zamanda zihnimizin ilk laboratuvarıdır. Çünkü insan, korkuyu hayal ederek kontrol etmeyi öğrenir.

Zamanla büyürüz, ama korkular biçim değiştirir: yalnız kalmaktan, reddedilmekten, başarısız olmaktan, sevilmemekten korkarız. Çocukken karanlık odada hissettiğimiz ürperti, yetişkinlikte başka yüzlerle karşımıza çıkar. Korku artık dışarıdan değil, içimizden gelir.

İşte bu yüzden, insan kendini korkutmayı sever. Korku filmleri izleriz, Cadılar Bayramı’nda korku figürlerine bürünürüz, karanlık hikâyeleri birbirimize anlatırız. Çünkü aslında o anda korkunun efendisiyizdir. Onu başlatır, yaşar, sonra kapatırız. Korkunun sınırını biz çizeriz. Kontrol ettiğimiz bir korku, güvenli bir heyecan hâline gelir.

Cadılar Bayramı gibi ritüellerin bilinçdışı işlevi de budur: ölüm, bilinmezlik ve karanlıkla sembolik bir uzlaşma yaratmak. Bir gece boyunca “korkunç” olana izin verilir. Maskeler takılır, ölüler anılır, gölgelerle dans edilir. Korkunun bu biçimi, içimizde bastırdığımız yönleri yüzeye çıkarır — ama oyun tadında. Yani korku, burada tehdit değil; farkındalığın aracıdır.

Korku filmlerini izlerken de benzer bir süreç yaşarız. Beyin, tehlikenin gerçek olmadığını bilir, ama bedensel tepkiyi yine de verir. Kalp hızlanır, nefes değişir. Bu, beynin güvenli alanda “ölüm provası” yapması gibidir. Yani korku, bir tür duygusal egzersizdir: hayatta kalma refleksini denemek, yaşamın kırılganlığını hissetmek ama ölmeden bunu deneyimlemek.

Belki de bu yüzden, korkmak aslında yaşamı hissetmenin en keskin yollarından biridir.
Çünkü korku, canlı olduğumuzu hatırlatır.

“Korku, bizi öldürmeyen şeyin içinde yaşamı fark ettiren sarsıntıdır.”

Bu Cadılar Bayramı’nda, korku figürlerine gülümseyin.
Belki de hepsi, içimizdeki çocukluğun hayal gücünden, kendi karanlığıyla oyun oynayabilen yanımızdan gelen birer selamdır.