🌍 Deprem Korkusu: Gerçek Tehlike ile Zihinsel Felaket Arasındaki Denge

20251028 120909 0000.png

Deprem, kontrol edemediğimiz bir gerçeği hatırlatır:
Hayat her zaman sabit değildir.
Bu yüzden korkmak, aslında çok insanca bir tepkidir.
Ama bazen bu korku bizi korumak yerine felç eder.
Sürekli sallanıyor gibi hissetmek, deprem olmadan da deprem varmış gibi yaşamak,
korkunun sağlıklı sınırını aştığını gösterir.

Bu noktada dengeyi bulmak önemlidir:
Depremi yok saymak bizi hazırlıksız bırakır;
sürekli korkuyla yaşamak ise zihni ve bedeni yorar.
Peki bu ikisinin arasında nerede durmalıyız?

🧠 Beyin korkuyu nasıl işler?

Korku, beyin için bir alarm sistemidir.
Tehlike algıladığında ilk devreye giren bölge amigdaladır.
Amigdala saniyeler içinde “savaş, kaç ya da don” tepkisini başlatır.
Kalp atışı hızlanır, kaslar gerilir, nefes kısalır.
Bu sistem aslında bizi hayatta tutmak için vardır.

Fakat beyin, geçmişteki bir tehlikeyi (örneğin büyük bir deprem anısını)
tekrar hatırladığında bile aynı alarmı çalabilir.
Yani gerçek bir sarsıntı olmasa da,
beyin “olmuş gibi” davranır — bu da panik, mide bulantısı, dengesizlik hissi, sürekli sallanma algısı gibi belirtiler yaratır.

🌿 Korkunun sağlıklı kısmı

Korku, bastırılması gereken bir duygu değildir.
Doğru işlendiğinde, bizi hazırlığa yönlendirir.
Deprem çantası hazırlamak, güvenli çıkış yollarını bilmek,
yaşadığımız binayı kontrol ettirmek, işte bu işlevsel korkunun sonucudur.
Yani korku, harekete geçiricidir.

Korkunun sağlıksız hâli ise bizi eylemden uzaklaştırır.
Kişi sürekli felaket senaryoları kurar ama hiçbir önlem alamaz.
Böyle durumlarda korku artık bir uyarı değil, bir yaşam biçimi hâline gelmiştir.

⚖ Dengeyi bulmak: duygusal regülasyon

Korkunun sağlıklı kalması için iki sistemin uyum içinde çalışması gerekir:
• Amigdala: Tehlikeyi algılar.
• Prefrontal korteks: Tehlikenin gerçekten var olup olmadığını değerlendirir.

Bu iki bölge arasındaki denge, nefes ve farkındalık pratikleriyle güçlenir.
Basit ama etkili birkaç yöntem:
1. Nefes farkındalığı: Burnundan derin nefes al, dört saniye tut, sekiz saniyede yavaşça ver.
Bu, amigdalaya “tehlike geçti” sinyali gönderir.
2. Gerçeklik testi: “Şu anda gerçekten sallanıyor muyum, yoksa zihnimde mi?” diye kendine sor.
Duyularına dön: ne görüyorum, ne duyuyorum, ne hissediyorum?
3. Rutin oluştur: Her deprem haberinde panik yerine küçük bir kontrol listesi aç:
deprem çantası hazır mı, binanın durumu güvenli mi, aile planı belli mi?
Bu, kontrol hissini geri kazandırır.
4. Beden farkındalığı: Gerginliği fark ettiğinde kaslarını bilinçli şekilde gevşet.
Korku bedene yerleşir; gevşeme onu çözmenin en doğal yoludur.

💬 Ne zaman destek almalısın?

Eğer korku günlük yaşamını etkiliyorsa,
sürekli sallanma hissi, uykusuzluk, panik nöbetleri ya da yalnız kalma korkusu yaşıyorsan,
bu artık travma sonrası stres tepkisi düzeyindedir.
Bu noktada terapi, beynin “yanlış alarm sistemini” yeniden ayarlamak için etkili bir yoldur.
Duygu odaklı ya da EMDR gibi yaklaşımlar, beynin güven duygusunu yeniden inşa etmesine yardımcı olur.

🌱 Sonuç: Korkuyu bastırmak değil, dönüştürmek

Deprem korkusu, yaşamın gerçeğiyle yüzleşme biçimimizdir.
Korkunun amacı bizi felce uğratmak değil,
daha bilinçli, daha hazırlıklı yaşamaya yönlendirmektir.

“Korku, doğru işlendiğinde bir alarm değil, bir rehberdir.”

Kendini sürekli tetikte hissediyorsan,
belki de beynin sadece “güvende olduğunu” yeniden duymaya ihtiyaç duyuyordur.
Ve bu sesi duymanın yolu, korkunu inkâr etmekten değil, ona anlam vermekten geçer.

deprem korkusu, afet sonrası psikoloji, anksiyete, beyin ve korku, duygu regülasyonu, İzmir psikolog, terapi