Psikiyatrik Tedavi Beni Uyuşturur mu?
İlaç korkusu, halsizlik, duygusal küntlük ve “kendim gibi kalabilecek miyim?” sorusu üzerine.
“Psikiyatriste gitmekten çekiniyorum. İlaç başlayacak ve ben eskisi gibi olamayacağım diye korkuyorum. Uykulu, halsiz, donuk biri olmak istemiyorum. Üstelik daha önce ilaç kullandığımda gerçekten böyle hissettiğim oldu.” Bu cümlede birkaç farklı mesele var: ilaçlara ilişkin toplumsal korku, bazı ilaçların gerçekten sedasyon ve yorgunluk yapabilmesi, depresyonun kendisinin halsizlik yaratması ve beynimize etki eden bir tedavinin kişiliğimizi değiştireceği kaygısı.
Bu nedenle “Psikiyatrik ilaçlardan korkmalı mıyım?” sorusuna yalnızca “Hayır, korkma” demek iyi bir cevap değildir. Yan etkiler gerçektir; bazı kişiler kötü deneyimler yaşayabilir. Fakat bütün psikiyatrik ilaçları tek bir “uyuşturucu” kategoriye yerleştirmek de farmakolojik olarak yanlıştır.
“Uyuştum” derken neyi kastediyoruz?
Gündelik dilde aynı kelimeyle farklı deneyimleri anlatabiliriz: gerçek uyku hali, fiziksel yorgunluk, bilişsel yavaşlama veya duygusal küntlük. Bunların her biri farklı değerlendirme gerektirir.
Örneğin benzodiazepinler sedasyon ve dikkat azalması yapabilir; bazı antipsikotiklerde uyku hali riski diğerlerinden daha yüksektir. Antidepresanlarda da tek tip bir etki yoktur: bazıları daha fazla uyku haliyle, bazıları ise uykusuzluk veya aktivasyonla ilişkili olabilir. Bu çeşitlilik, “antidepresan insanı uyuşturur” cümlesinin neden yetersiz olduğunu gösterir.
İlk günlerde kötü hissetmek ne anlama gelir?
Özellikle antidepresanlarda bazı yan etkiler tedavinin başında ortaya çıkabilirken hedeflenen faydanın görülmesi daha uzun sürebilir. NICE kılavuzları bu nedenle olumlu etkinin gecikebileceğinin ve bazı yan etkilerin zaman içinde azalabileceğinin hastaya açıkça anlatılmasını önerir.
Fakat bu bilgi “her yan etkiye dayanmak gerekir” anlamına gelmez. Haftalar boyunca işlevi bozan uyku hali, belirgin yavaşlama veya kişinin kabul edemediği başka bir yan etki varsa bu tedavi planının yeniden değerlendirilmesi için klinik veridir.
Halsizlik ilaçtan mı, hastalıktan mı?
Yorgunluk ve düşük enerji depresyonun kendisinin de temel belirtilerindendir ve bazı kişilerde diğer depresif belirtiler gerilese bile devam edebilir. Bu nedenle ilaca başladıktan sonra ortaya çıkan halsizliğin zamanlaması önemlidir: tedaviden önce var mıydı, doz artınca mı arttı, günün hangi saatlerinde belirgin, uyku değişti mi, başka tıbbi nedenler olabilir mi?
“İlaçtan sonra halsiz oldum” cümlesi ciddiye alınmalıdır; ama otomatik olarak tek nedenin ilaç olduğu sonucuna da gidilmemelidir.
Duygusal küntlük
Bazı antidepresan kullanıcıları daha az üzülmelerine rağmen daha az sevinip heyecanlandıklarını da bildirir. Literatürde emotional blunting olarak adlandırılan bu deneyim gerçek bir klinik tartışma alanıdır. Bazı çalışmalar bunu ilaçlarla ilişkilendirirken bazı randomize veri analizleri kısa dönemde görülen donukluğun devam eden depresif belirtilerle de açıklanabileceğini düşündürür.
Bilimsel olarak dürüst cevap şudur: Her duygusal donukluk ilaca bağlı değildir; fakat her donukluğu da “hastalığın kendisi” diyerek geçiştirmek doğru değildir. Zamanlama, doz ve tedavi öncesi durum birlikte değerlendirilmelidir.
Sedasyon tedavinin amacı değildir
Psikiyatrik tedavinin hedefi insanı daha az düşünen veya daha itaatkâr hale getirmek değildir. Depresyonda hedef yaşam enerjisi ve işlevi geri kazanmak; anksiyetede kaygıyı azaltırken yaşam alanını genişletmek; psikotik bozukluklarda belirtileri ve nüks riskini azaltırken mümkün olan en iyi işlevselliği korumaktır.
Belirti azalırken işlev ciddi biçimde bozuluyorsa tedavinin yalnızca bir kısmı iyileşmiş demektir. Kişinin çalışabilmesi, düşünebilmesi, ilişki kurabilmesi ve kendisi gibi hissedebilmesi tedavi değerlendirmesinin parçasıdır.
İlaç korkusunun psikolojik tarafı
Beyne etki eden bir tedavi “Beni başka biri yapar mı?”, “İlaçla iyi hissedersem bu gerçek mi?”, “Bir kere başlarsam hep kullanmak zorunda mıyım?” gibi sorular doğurabilir. Bunların bazıları bilgi eksikliğinden, bazıları damgalanmadan, bazıları ise kişinin kontrol ve yardım alma deneyiminden kaynaklanır.
Bu psikolojik boyutu konuşmak yan etkileri inkâr etmek değildir. İki şey aynı anda doğru olabilir: ilaç gerçekten sizi uykulu yapmış olabilir ve bu deneyim kontrol kaybına ilişkin eski korkuları da harekete geçirmiş olabilir.
Nocebo etkisi ne demektir?
Nocebo, tedaviden zarar göreceğimize ilişkin beklentilerin olumsuz belirtileri artırabilmesi anlamına gelir. Plasebo kollarında bile yan etki bildiren katılımcıların bulunması, ilaç deneyiminin yalnızca molekül ile beyin arasındaki ilişkiden oluşmadığını gösterir. Bu, “yan etkiler kafanda” demek değildir; beklentinin beden deneyiminin bir parçası olabileceğini gösterir.
Doğru klinik sonuç yan etkileri saklamak değil, korkutmadan ve dürüst biçimde konuşmaktır.
Ortak karar verme
Çağdaş psikiyatride shared decision-making yaklaşımı, psikiyatristin klinik kanıt ve risk bilgisini, hastanın ise kendi bedeni, önceki ilaç deneyimleri ve hangi yan etkilerin kabul edilebilir olduğu bilgisini masaya getirmesini önerir. Tedavi kararı bu iki bilgi türünün birlikte değerlendirilmesiyle oluşur.
Bu nedenle “Bu ilacı neden öneriyorsunuz?”, “Hangi belirtiyi hedefliyoruz?”, “Uyku hali olursa ne yapacağız?”, “Alternatifimiz var mı?” ve “Bir gün bırakmak gerekirse nasıl bırakacağız?” gibi sorular tedaviye güvensizlik değil, tedavinin parçasıdır.
İlaç kendi kendine bırakılmamalı
Özellikle antidepresanlar, benzodiazepinler ve bazı başka ilaçlarda hızlı kesme yoksunluk belirtilerine yol açabilir. Dozu kendi kendine değiştirmek veya ilacı aniden bırakmak her ilaçta güvenli değildir. Rahatsız edici yan etki varsa en doğru adım reçeteleyen hekimle konuşmaktır.
Sonuç
Psikiyatrik ilaçları mucizeleştirmek de şeytanlaştırmak da klinik gerçekliği kaçırır. İyi tedavinin hedefi belirtileri azaltırken işlevselliği ve yaşam kalitesini mümkün olduğunca korumaktır. Bir ilaç sizi uykulu yaptı diye bütün psikiyatrik tedavilerin sizi uyuşturacağı sonucuna varmak zorunda değilsiniz; fakat “İlaçtır, katlan” denmesine de razı olmak zorunda değilsiniz.
Kaynaklar
NICE depresyon ve ilaç bırakma kılavuzları; NHS benzodiazepin hasta bilgileri; antidepresan ve antipsikotiklerin sedasyon/uykusuzluk etkilerine ilişkin ağ meta-analizleri; duygusal küntlük üzerine güncel derlemeler; ruh sağlığında ortak karar verme literatürü.
Özet
İyi psikiyatrik tedavi yalnızca semptomu azaltmayı değil, kişinin işlevini ve kendilik hissini korumayı hedefler. Yan etkiler konuşulmalı, izlenmeli ve tedavi reçeteleyen hekimle birlikte ayarlanmalıdır.
Bu yazı klinik değerlendirmenin yerine geçmez. Yoğun zorlanma sürdüğünde ilk görüşme için iletişime geçmek önerilir; akut kriz durumlarında 112 ya da yakın bir sağlık kuruluşuna başvurmak uygundur.
