Bir İnsan Ne Zaman “Depresyonda” Sayılır?
İnternet testleri, gündelik mutsuzluk ve klinik depresyon arasındaki çizgi nerede başlıyor?
İnternette birkaç dakika içinde depresyon testi yapmak mümkün. Soruları yanıtlıyorsunuz ve ekranda “orta düzey depresyon” gibi bir sonuç beliriyor. Böyle bir test bazen önemli bir sorunu fark ettirebilir; fakat tarama testi ile klinik tanı aynı şey değildir.
Gündelik dilde “depresyondayım” ile psikiyatride depresif bozukluk dediğimiz şey birbirine fazla yaklaştı. Kötü bir haftaya depresyon diyebiliyoruz; tersine ciddi depresyon yaşayan biri de “herkesin morali bozulur” diyerek durumunu küçümseyebiliyor. Bu nedenle çizginin nasıl kurulduğunu anlamak önemlidir.
Depresif hissetmek ile depresif bozukluk aynı şey değildir
Üzüntü, isteksizlik veya yorgunluk insan deneyiminin parçasıdır. Bir ilişki bittiğinde, kayıp yaşadığımızda veya uzun süredir uykusuz olduğumuzda birkaç gün düşük hissedebiliriz. Bunların varlığı tek başına ruhsal bozukluk anlamına gelmez.
Depresif epizotta çökkün duygudurum veya belirgin ilgi-haz kaybı günün büyük bölümünde, neredeyse her gün ve genellikle en az iki hafta boyunca sürer; uyku, iştah, enerji, dikkat, suçluluk, değersizlik, psikomotor değişiklikler ve ölüm düşünceleri gibi başka belirtiler tabloya eşlik edebilir.
Depresyon yalnızca üzüntünün şiddeti değildir. Süreklilik, yaygınlık ve kişinin yaşamında yarattığı değişiklik önemlidir. Bazı kişiler çok üzgün olmadan da yoğun anhedoni ve işlev kaybı yaşayabilir.
Tanı sistemi çizgiyi nasıl çizer?
DSM ve ICD gibi sistemler araştırma ve klinik iletişim için belirli eşikler kullanır. Fakat on üçüncü gün “normal”, on dördüncü gün “hasta” olduğumuz biyolojik bir sınır yoktur. Tanı eşikleri klinisyenlerin ortak dil kurmasını sağlar; doğa bu kategorileri kusursuz takip etmez.
NICE bu nedenle depresyon değerlendirmesinin yalnızca semptom sayımına dayandırılmamasını; belirtilerin şiddeti, süresi, seyri, önceki dönemler ve kişinin sosyal-mesleki işlevindeki bozulmayla birlikte ele alınmasını önerir.
İşlevsellik neden önemlidir?
İki kişi aynı tarama puanını alabilir ve klinik tabloları tamamen farklı olabilir. Biri zor bir ayrılık sonrası üzgün ama işlevini büyük ölçüde koruyor olabilir; diğeri aylardır işe gitmek için yataktan kalkmakta zorlanıyor, hiçbir şeyden zevk almıyor ve geleceği bütünüyle kapalı hissediyor olabilir.
İşlevsellik de yalnızca “işe gidiyor mu?” ile ölçülmez. İnsanlar ağır ruhsal yük altında çalışmaya devam edebilir. Eskiden kolay yapılan şeylerin ne kadar enerji istediği, sosyal hayatın ne kadar daraldığı ve kişinin dışarıdan normal görünmek için ne kadar çaba harcadığı da değerlendirilir.
İnternet testleri ne işe yarıyor?
PHQ-9 gibi ölçekler yararlı tarama araçlarıdır. Büyük meta-analizlerde sık kullanılan eşiklerde yaklaşık yüzde 85 civarında duyarlılık ve özgüllük gösterdikleri bildirilmiştir. Bu, aracı değerli kılar ama kusursuz tanı cihazı yapmaz: bazı depresyon vakaları kaçabilir, depresyonu olmayan bazı kişiler yüksek puan alabilir.
Bu nedenle “PHQ-9 puanım yüksek çıktı, demek majör depresyon hastasıyım” cümlesi klinik olarak fazla kesin olur. Daha doğru yorum, son haftalarda belirgin depresif belirtilerin bulunduğunu ve profesyonel değerlendirme düşünmenin yararlı olabileceğini söylemektir.
Aynı tanı, çok farklı belirtiler
Majör depresyon tek biçimli bir deneyim değildir. Zimmerman ve arkadaşlarının çalışmasında aynı majör depresyon tanısını karşılayan hastalarda 170 farklı belirti kombinasyonu görüldü. Biri çok uyur ve kilo alırken diğeri uyuyamaz ve kilo verebilir; biri yoğun üzüntü hissederken diğeri yalnızca donukluk ve haz kaybı tarif edebilir.
Tanı faydalıdır; ancak kişinin psikolojisinin tamamını açıklamaz.
Yas varsa depresyon olamaz mı?
Hayır. Bir sıkıntının anlaşılır bir nedeni olması klinik olarak ciddi olamayacağı anlamına gelmez. Yakın kaybı yaşayan biri olağan yas sürecinde olabilir, aynı zamanda majör depresif epizot da geliştirebilir. Modern tanı sistemleri yası otomatik dışlama ölçütü olarak kullanmaz.
Klinisyen duygunun nasıl örgütlendiğine, seyrine, kişinin kendilik değerine, yaygın haz kaybına, umutsuzluğa ve diğer belirtilere bakar. Bağlam tanıyı ortadan kaldırmaz; tanının anlamını şekillendirir.
Bipolar bozukluk neden sorulur?
Depresif görünen her tablo tek kutuplu depresyon değildir. Bipolar bozukluğu olan kişiler yardım aradıklarında çoğu zaman depresif dönemde olabilir. Bu nedenle klinik değerlendirmede geçmişte belirgin taşkınlık, aşırı enerji, çok az uyku ihtiyacı, disinhibisyon veya olağandışı riskli davranış dönemleri sorgulanır.
Bu küçük ayrıntı internet testlerinin neden klinik görüşmenin yerine geçemeyeceğini iyi gösterir. Bir tarama formu kişinin bütün duygudurum tarihini değerlendirmez.
Depresyona benzeyen başka durumlar
Yorgunluk, dikkat güçlüğü, uyku değişikliği ve isteksizlik depresyonda görülebilir; ancak depresyona özgü değildir. Tiroid bozuklukları, bazı ilaçlar, uyku bozuklukları, madde kullanımı, travma sonrası durumlar ve başka psikiyatrik tablolar benzer belirtiler oluşturabilir. Gerektiğinde tıbbi değerlendirme bu nedenle önemlidir.
Gerçek çizgi nerede?
Depresyonu yalnızca bir puan veya belirti sayısıyla tanımlamak doğru değildir. Daha kullanışlı dört kavram vardır: süre, yaygınlık, işlev ve bağlam. Çökkünlük veya haz kaybının başka belirtilerle birlikte ısrarlı ve klinik olarak anlamlı bir örüntü oluşturması, kişinin yaşamını kayda değer biçimde etkilemesi ve başka olasılıklarla birlikte değerlendirilmesi gerekir.
Tanının amacı etiket bulmak değil, yaşanan şeyin ne olduğunu daha doğru anlamak ve uygun yardıma yönelmektir.
Kaynaklar
WHO Depression Fact Sheet; NICE Depression in Adults kılavuzu; NIMH depresyon materyalleri; PHQ-9 doğruluğuna ilişkin bireysel katılımcı verisi meta-analizleri; Zimmerman ve arkadaşlarının majör depresyondaki belirti heterojenliği çalışmaları; yas ve depresyon ayrımına ilişkin klinik literatür.
Özet
İnternet testi tanı koymaz. Depresyon değerlendirmesi semptom sayısının yanında süreyi, işlev kaybını, yaşam bağlamını, geçmiş duygudurum dönemlerini ve tıbbi/psikiyatrik alternatifleri birlikte ele alır.
Bu yazı klinik değerlendirmenin yerine geçmez. Yoğun zorlanma sürdüğünde ilk görüşme için iletişime geçmek önerilir; akut kriz durumlarında 112 ya da yakın bir sağlık kuruluşuna başvurmak uygundur.
